Kitap ve Seyahat

Kitap, seyahat, doğaya tutku..


Machiavelli’nin Prens’i: Etik ve Güç Arasındaki Çatışma | Kitap İncelemesi

Published by

on

Arkadaşlarımızla kurduğumuz kitap kulübümüzde seçilen sıradaki kitabımız “Prens” olmuştu. Kitapçıları gezerken bir ara indirimde yakaladığımız için alıp kitaplığa koyduğumuz, sırasını bekleyen “Prens” için sayfaları aralamanın da vakti böylece gelmişti.

İçerik ve Kısa Bilgiler

  1. Prens Kitabı Hakkında – Kitabın Yazılış Amacı: Machiavelli tarafından kaleme alınan kitap, İtalya’nın karmaşık ortamında döneminin liderlerine bir rehber olmayı amaçlar. Detaylar için buraya göz atabilirsiniz.
  2. Niccolo Machiavelli Hakkında – Yazarın Hayat Hikayesi: “Prens” kitabını anlamak için yazarın hayat hikayesi, inişleri ve çıkışları, yaşadığı yıllardaki koşullar ve İtalya’nın tarihsel durumu hakkında bilgi sahibi olmak için daha fazlasını burada bulabilirsiniz.
    1. Machiavelli’nin Ailesi ve Eğitimi – Aile geçmişi ve eğitim süreci hakkındaki detayları burada bulabilirsiniz.
    2. Siyasi Kariyeri: Yükselişi ve Düşüşü: Machiavelli’nin siyasi kariyerinin önemli dönemlerine ait detayları burada bulabilirsiniz.
      1. 1490’lar ve Erken Yıllar
      2. Floransa Cumhuriyeti’nde Görev (1498-1512)
      3. 1512: Medici’nin Yeniden İktidara Gelişi ve Sonrası
      4. “Prens” ve Sürgün Yılları
      5. Son Yılları
    3. Prens’e Dair Kitap İncelemesi: Etik ve Güç Arasındaki Çatışma “Prens” kitabında geçen, etik ve güç tartışmalarını da beraberinde getiren, farklı önerileri dört farklı başlıkta incelemek istersek;
      • Önsöz’e Dair: Çevirmen Kemal Atakay’ın kitap hakkındaki yararlı bilgilendirmeleri ile kitaba başlıyoruz.
        1. Prensiklere Dair
        2. Ordulara dair
        3. Prenslerin Tutumlarına Dair
        4. İtalyan Prenslerine Dair
  3. Sonsöz – Kitabın genel değerlendirmesi ile yazımızı sonlandırıyoruz.

Prens Kitabı Hakkında – Kitabın Yazılış Amacı

Floransalı bir siyaset kuramcısı, yazar ve aynı zamanda bir devlet adamı olan Niccolo Michiavelli 1513 yılında yazar Prens’i. İtalya’nın parçalanmış bir siyasi yapıya sahip olduğu bir döneme denk gelir kitabın yazılış süreci. İtalyan şehir devletlerinin karmaşık siyasi ortamında, sürekli savaşlar ve çatışmalar yaşanır. Kitap, bu karmaşık ortamda döneminin liderlerine bir rehber olmayı amaçlar.

Machiavelli, kitabı dönemin Floransa hükümdarı olan Lorenzo de’ Medici’ye ithaf eder ve temel amacı, bir hükümdarın güçlü ve istikrarlı bir yönetim kurabilmesi ve sürdürebilmesi için pratik öneriler sunmaktır.

Kitabın yayınlanması ise, yazarın ölümünden sonra 1532 yılında gerçekleşir.

Niccolo Machiavelli Hakkında – Yazarın Hayat Hikayesi

“Prens” kitabını anlamak için yazarın hayat hikayesi, inişleri ve çıkışları, yaşadığı yıllardaki koşullar ve İtalya’nın tarihsel durumu hakkında bilgi sahibi olmak oldukça önemli. Kitabın metninin arkada planındaki “kamera arkası” diyebileceğimiz ortamı ve koşulları bilirsek kitabın amacını ve etkilerini daha iyi anlayabiliriz.

Machiavelli’nin Ailesi ve Eğitimi

Niccolò Machiavelli 1469 yılında Floransa’da doğar. Babası hukukçu ve entelektüel bir insandır, klasik edebiyat ve tarih üzerine geniş bir kütüphanesi olduğu bilinir. Ancak, babası Bernardo’nun mali durumu zayıftır ve bu durum, ailenin Floransa aristokrasisi içindeki konumunu sınırlar. Annesi ise dini ve edebi şiirler yazdığı bilinen kültürlü bir kadındır. Machiavelli’nin entelektüel mirası, büyük ölçüde babasının kitapları ve annesinin disiplinli yaklaşımı sayesinde şekillenir.

Eğitiminde Latin edebiyatı ve klasik tarih üzerine yoğunlaşarak entelektüel bir altyapı kazanır. Bu, daha sonraki siyaset teorisi çalışmalarını şekillendirir.

Ailesinin mali durumu nedeniyle aristokrasiye yakın olmamasına rağmen, bu durum Machiavelli’nin daha “gerçekçi” ve “hayata dair” bir bakış açısı geliştirmesine olanak tanır. Bu aile geçmişi, Machiavelli’nin politikada idealizmden uzak ve pragmatik bir yaklaşım benimsemesine zemin hazırlar.

Siyasi Kariyeri: Yükselişi ve Düşüşü

Niccolò Machiavelli, 1490’lı yıllardan başlayarak siyasi kariyeri boyunca, İtalyan siyasetinin çalkantılı ve karmaşık dönemlerine tanıklık eder. Bu dönem Machiavelli’nin kariyerinin önemli hatlarını oluşturur:


1490’lar ve Erken Yıllar

  • İtalyan Şehir Devletlerinin Çeşitliliği:
    1490’lı yıllarda İtalya’da; Floransa, Venedik, Milano, Napoli ve Papalık Devleti gibi birbirinden bağımsız şehir devletleri ve krallıklar hüküm sürer. Bu krallıklar ve şehir devletleri asla rahat durmadıkları için, sık sık çatışmalar, birbirleri arasında oldukça değişken ve bazen beklenmedik ittifaklar, ve elbette kıyasıya rekabet yaşanır. Bu ortam, Machiavelli’nin siyasi gözlemler yapması için gereken zengin fırsatları önüne serer.
  • Avrupa’nın Dikkat Çeken Gelişmeleri:
    1494’te Fransa Kralı VIII. Charles’ın İtalya’ya saldırısı, ülke içindeki dengeleri altüst eder. O güne kadar Floransa’nın en nüfuzlu ailesi olan Medici’ler Floransa’dan uzaklaştırılır. Cumhuriyet yönetimine geçilir. Cumhuriyetin getirdiği yeni siyasal kurumlar ve yönetim şekli, ülkede önemli gelişmelerin yaşanmasına neden olur. İtalya’daki güç mücadelelerini derinleşir, adeta bir kazan gibi kaynamaya başlar İtalya. Machiavelli’nin ilerleyen yıllarda yazacağı siyasi analizler için, bu fokurdayan ortam önemli bir arka plan oluşturur.

Floransa Cumhuriyeti’nde Görev (1498-1512)

  • Siyasi Göreve Başlangıç:
    Medici ailesinin iktidardan uzaklaştırıldığı bu dönemde, 1498 yılında, Machiavelli, Floransa Cumhuriyeti’nin ikinci sekreterlik görevine atanır. Machiavelli’nin ikinci sekreterlik görevi, Floransa Cumhuriyeti’nin hem iç işleyişinde hem de dış ilişkilerinde aktif rol almasını sağlar. Bu deneyim, ona siyasi süreçleri, diplomasi inceliklerini ve güç dengelerini yakından görme şansı tanır. Böylece, İtalyan siyasetinin karmaşık yapısını analiz etme ve yorumlama becerisi gelişir; bu da daha sonra “Prens” gibi eserlerinde kendini gösteren önemli birikim oluşturur.
  • İtalyan Savaşları’nın Etkisi:
    İtalya’daki güç mücadelesi, Fransız, İspanyol ve Alman güçlerinin de müdahaleleriyle daha da karmaşık bir hal alır. (Çarşı pazar karışır anlayacağınız) Machiavelli, bu uluslararası rekabetin ve yerel iktidar mücadelelerinin etkilerini gözlemler. Bu gözlemler Machiavelli’nin daha sonraki yıllarda, “siyaset bilimine gerçekçi (realpolitik) yaklaşım felsefesini geliştiren” siyaset bilimcisi ünvanını almasında önemli rol oynar. (Bu aşırı (!) gerçekçilikle ilgili kendi görüşlerimi yazının ilerleyen kısmında ayrıca değerlendireceğim 🙂 Şimdilik objektif tarihi arka plana odaklanarak devam ediyoruz.)

1512: Medici’nin Yeniden İktidara Gelişi ve Sonrası

  • Medici’nin İktidara Dönüşü:
    1512 yılında Medici ailesi Floransa’ya yeniden el koyar. (ta taaammm, ve sahne artık Medici’lerde!) Bu değişim, Cumhuriyetin sonunu getirirken Machiavelli gibi Cumhuriyet yanlılarının görevden alınmasına ve baskı altında kalmasına yol açar.
  • Siyasi Düşüş ve Sonrası:
    Medici ailesinin iktidara dönüşüyle birlikte Machiavelli, görevinden alınır, kısa süreliğine gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılır. Ancak politikadan uzaklaştırılır, özgürlüğü kısıtlanarak zorunlu bir sürgün hayatı yaşar. Bu durum onun sonraki düşünce ve yazılarını derinden etkiler. “Prens” başta olmak üzere en önemli eserlerini, bu zorunlu sürgün esnasında yazar.

“Prens” ve Sürgün Yılları

Machiavelli, Floransa yakınlarındaki küçük bir çiftlikte sürgün hayatı yaşarken en önemli eserlerini kaleme alır. “Prens” (Il Principe) bu dönemde yazılır ve gerçekçi liderlik üzerine Machiavelli’nin kendi gözlemleri ile oluşan fikirlerini içerir. Kitapta en temelde “Amaç, aracı meşrulaştırır” anlayışı olduğu söylenebilir.


Son Yılları

Machiavelli, yaşamının son yıllarında Medici ailesine yeniden yaklaşmaya çalışsa da tam anlamıyla bir siyasi pozisyon elde edemez. 1527’de, 58 yaşında hayatını kaybeder. Yazarın ölümünden sonra yayınlanan kitap, hala devam eden fikir ayrılıkları ve tartışmalara yol açar. Kimilerince “şeytani bir el kitabı” olarak anılırken, kimilerince “modern siyaset biliminin temellerini anlatan bir kitap” olarak kabul edilir.

Prens’e Dair Kitap İncelemesi: Etik ve Güç Arasındaki Çatışma

Kitabın başlangıcında, çevirmen Kemal Atakay tarafından hazırlanmış olan 20 sayfaya yakın, oldukça uzun ama okuduğunuzda gerekli olduğunu fark edeceğiniz bir önsöz yer alır. Bu önsözdeki yazara ait kısa hayat hikayesinde, Machiavelli’nin “siyasette devler çıkarlarının belirleyici olması gerektiğini savunduğu ve bu sebeple gerçekçi siyaset kuramının öncüleri arasında sayıldığı” yer alır.

Ben pek siyaset insanı değilimdir, daha çok bireysel huzur ve mutluluğa odaklanan bir anlayışım vardır. Ama elbette devlet yapısı ve devlet yönetiminin de doğru ellerde ve doğru şekilde olması hepimizin huzuru için de elzemdir. Sadece işi bilene bırakarak, beni kendi kitaplığımda huzurla bırakın diyesim var ama o başka konu 🙂

Önsöz’e Dair

Kitabın Türkçe çevirmeni Kemal Atakay, bizi kitaba ısındırmak ve tarihsel arka planı da yansıtmak için bir önsözle başlar kitaba. Bu önsözde Niccolo Machiavelli’nin yaşamı, yapıtları, yapıtlarını hazırladığı dönemde İtalya ve tarihsel arka plan anlatılır. Çevirmen daha sonra Prens üzerine bazı değerlendirmelerini de yansıtır ve bizi kitaba hazırlar.

Ben normalde kitapla ilgili sürpriz kaçacak diye (bazı kurgu kitaplarda bunu yaşadığım için) bazen önsözleri en sona bırakırım. Ama bu kitapta durum tam olarak böyle değil. Aksine kitabın arka planını yansıtması açısından oldukça faydalı bulduğumu söyleyebilirim.

Aynı önsöz içerisinde Prens’in yapısına dair dört farklı bölüme ayırır çevirmen metni. İlk bölümde prensiklerin yapısından, ikinci bölümde orduların yapısından, üçüncü bölümde bir prensin tutumlarının nasıl olması gerektiğinden, son bölümde ise İtalyan prenslerine dair bilgiler verildiğinden bahseder.

Prensiklere Dair

Bu kısımı objektif değerlendirmem çok zor sanırım, çünkü benim neredeyse bütün ahlaki görüşüm ve hayata karşı duruşumla çelişen bir tarzı var. Zaten herkesin yazar hakkında farklı fikirlerinin ve inanışlarının olduğu bu ortamda, çok da objektif kalabilmek mümkün değil 🙂

İtiraf etmem gerekirse Machiavelli aşırı nesnel, fazla gerçekçi ve siyasete asla duygularını karıştırmayan bir profil olarak öne çıkıyor. Aşırı gerçekçiliğin de sonucu elbette soğukkanlı bir siyaset. Yani halkın yararını ya da iyiliğini düşünmenin çok uzağında, tamamen devletin gücünü koruyabilmesi için devlet çıkarlarına uygun hareket edilmesi gerektiğini savunan bir siyaset. Verdiği örneklerle kanımı donduran bir siyaset (Elbette dönemin koşullarında, farklı bir devlet anlayışı olması da bu örneklerin verilmesinde etkilidir)

Ama diğer taraftan da Machiavelli’nin ele aldığı konular, “acı gerçekler” diyebileceğimiz, dönemin siyaset anlayışının oldukça nesnel şekilde gözlemlenmesi sonucunda çıkarılmış bilgiler. Kendi savunduğu fikirler gibi değil de, gördüğü ve sonuçlarını gözlemlediği durumları objektif şekilde (ama yani aşırı objektif!) kaleme aldığı şeklinde de değerlendirebiliriz yazdıklarını. Ama diğer taraftan da, tarihi olaylar ve örneklerden çıkarım yaptığı kendince somut sonuçları öylesine normal anlatıyor ki, gerçekçi olmak böyle olmamalı diyesi geliyor insanın.

Bu bölüm yaklaşık 45 sayfa ile kitabın aynı zamanda en uzun bölümü. İşte bu bölümden Machiavelli’den dökülen incilerden örnekler;

Ya insanların gönlünü hoş tutmalı, ya da onları yok etmelidir; çünkü insanlar uğradıkları küçük zararların öcünü alırlar, ama büyük zararların öcünü alamazlar..

Bilge bir prens, yurttaşlarının her zaman ve her koşulda devlete ve kendisine gereksinme duymalarını sağlayacak bir yol düşünmelidir; o zaman hep bağlı kalacaklardır ona.

Ordulara dair

Bu kısımda daha çok orduların türleri, stratejileri, prenslerin orduları yönetme şekilleri üzerinde duruyor Machiavelli. İşin içinde ordu olunca, otomatik olarak da savaş ve savunma olduğu için, bu bölümde anlatılanlar çok da bilmediğimiz ya da tarihte örneklerini görmediğimiz konular değil.

Yaklaşık 13 sayfalık bu bölüm, sürekli kendini tekrar eden, benzer şeylerden farklı örneklerle bahseden bir bölüm tadında.

Ama diğer taraftan da Machiavelli’nin hakkını teslim etmek gereken etkileyici bir bölüm var bu kısımda. Okurken beynimi açtı gerçekten de. Neden padişahların, kralların, hükümdarların habire ava çıktıklarını, av köşklerinin olduğunu bir anda anladım 😀

Prens savaş alıştırmasını aklından hiç çıkarmamalı ve barışta savaştakinden daha çok alıştırma yapmalıdır … Hep ava çıkmalı ve bu avlar aracılığıyla bedenini zorluklara alıştırmalıdır; aynı zamanda, arazilerin yapısını tanımalı, dağların nasıl uzandığını öğrenmeli ve ırmaklarla bataklıkların yapısını anlamalı … ülkesini tanımayı öğrenir ve onu nasıl savunacağını daha iyi anlayabilir, bu yerlere ilişkin bilgisi vve deneyimi aracılığıyla, ilk kez keşfetmesi gereken başka herhangi bir yeri kolayca kavrayabilir … Bu birikimden yoksun bir prens, bir komutanın sahip olması gereken en önemli nitelikten yoksun demektir…

Machiavelli’nin, “siyasette amaca ulaşmak için her tür aracı meşru sayan” tarzlı mantığı bu bölümde de sürekli karşımızda tabii ki. Tam “adam aslında haklı” diyeceğim sırada öyle birşey yumurtluyor ki “Aman Allahımmm” dedirtiyor insana.

İşgalci, bir devleti ele geçirdiğinde, yapması gereken bütün yıkıcı şeyleri gözden geçirip hepsini bir anda yapmalıdır ki her gün yinelemek zorunda kalmasın … haksızlıkların hepsi, daha az maruz kalındığında daha az incitecekleri için, aynı anda yapılmalıdır; iyilikler ise, tadını daha iyi çıkarabilmek için, azar azar yapılmalıdır.

Prenslerin Tutumlarına Dair

Bu bölümde Machiavelli nasıl kurnaz bir prens olunmalıdır konusunda sağolsun sürekli el artırmış. Sözler nasıl verilip de gerektiğinde tutulmaz, nasıl cömert gibi görünüp de cimri olunur, halk nasıl korkutulup sindirilir, zayıf nasıl zayıf tutulmaya devam edilir, gibi birçok nasihatini görüyoruz Machiavelli’nin.

Bu bölümü okurken kitabı “iyi ki okumuşum” dediğim bir noktaya doğru yaklaşıyorum. Çünkü modern siyasetin kirli ve acımasız tarafını, siyasetçilerin bakış açısını anlamak için çok kıymetli bir kaynak kesinlikle 🙂

Tamamen haksız mı Machiavelli, değil elbette. Durumlara ilişkin gözlemleri, insan doğasının kötü tarafını çok iyi gözlemlemiş olması, bu gözlemleri tarihi gerçeklere dayandırması gibi konular somut gerçeklik içeriyor. (Acı olsa da..) Sadece yöntemleri etikten çok uzak geliyor bana.

Sağduyulu bir yönetici, verdiği sözü tutmak zararına olacaksa ve söz vermesini gerektiren gerekçeler ortadan kalkmışsa, sözünü tutamaz, tutmamalıdır da.

Merhametli, sözüne sadık, insancıl, dürüst, dindar görünmek yararlıdır, olmak da; ama zihnini öyle hazırlamalısın ki, olmaman gerektiğinde tersine dönüşmeyi bilmeli ve bunu yapabilmelisin.

Sıradan insanlar hep görünüşle ve bir işin sonucuyla tuzağa düşürülür; ve dünyada yalnızca sıradan insanlar vardır; çoğunluğun dayanacakları bir yer varken de, azınlığa yer yoktur.

Bilge bir prens, fırsatını bulduğunda ona yönelik bir düşmanlığı ustaca beslemelidir ki, o düşmanlığı bastırdığında, bunun bir sonucu olarak büyüklüğü artsın.

İtalyan Prenslerine Dair

Kitabın son kısmında Machiavelli, İtalyan prenslerinin niçin devletlerini yitirdiklerinden bahseder ve İtalya’yı barbarların elinden kurtarmak için “seçkin hanedana” çağrı yapar. Son bölümde yaptığı bu çağrı Lorenzo de Medici’ye ithafen yazılmıştır.

Machiavelli, dönemin İtalya’sının Fransa, İspanya ve Kutsal Roma İmparatorluğu gibi yabancı güçlerin etkisi altında olduğunu belirtir. İtalyan prensliklerinin kendi iç çekişmelerini bir kenara bırakıp güçlü ve merkezi bir yönetim altında birleşmesi gerektiğini savunur.

Kitabın sonunda, Machiavelli Lorenzo de’ Medici’ye doğrudan hitap eder ve ona bu birliği sağlama sorumluluğunu yükler. Ona Roma’nın eski kahramanları gibi hareket etmesini, güçlü bir ordu kurmasını ve yabancı paralı askerlerden kaçınmasını önerir.

Sonsöz

Prensi özetle deseler ilk aklıma gelen cümleler;

  • Başarıya giden her yol mübahtır
  • Vur kır parçala bu maçı kazan (artık kazan da nasıl kazanırsan kazan)
  • Yalan söyle, manipüle et, ümit ver, yerine getirme
  • Tilki gibi kurnaz, aslan gibi yırtıcı ol
  • Zayıfı güçlendirme, güçlüyü kullan
  • Gerektiği durumda haksızlık yapmaktan çekinme
  • Gerektiği durumda halkı kandırmaktan ve gözünü boyamaktan çekinme
  • ve son olarak siyaset karanlıktır derim..

Biraz daha Prens hakkında düşünürsem, ayarlarım bozulmaya başlayacak diye korkuyorum 😀

Prens’deki maruz kaldığım anlayışı sıfırlamak ve toksinleri atmak için bu kitabın üzerine bir “Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler” iyi gider diye düşünüyorum. Biraz da hümanizma kazansın di mi 🙂

Keyifli okumalar!

Bir Cevap Yazın

Kitap ve Seyahat sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin