Kitap ve Seyahat

Kitap, seyahat, doğaya tutku..


Zihin Açıcı Dünyanın Sonu Temalı Filmler Listesi | KitapveSeyahat

Published by

on

Bu yazıyı ilk yazdığımda pandeminin en başındaydık. Yaklaşık iki aydır evdeyken, hayat eve gerçekten sığıyor mu, başta sığıyorsa da iki aydan sonra hala sığmaya devam ediyor mu gibi deli sorular aklımı kurcalamaya başlamıştı.

Bu süreçte evden çalışabilen şanslı grup arasında olsam da; aslında bu kadar uzun süre evde kalmanın, tüm hayat düzeninin bir anda değişmesinin, eskiden oldukça sıradan ve olağan gelen birçok imkandan o anda mahrum kalmamızın sarsıcı etkilerini tüm dünya olarak yaşadık belki de.

Bir anda hepimiz bir zamanlar izlediğimiz o dünyanın sonu filmlerinden birinin içinde yaşamaya başladık sanki, üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı ve olamayacağını anladığımız bir şekilde. İlk günlerde başımıza geleceklerden ve bu sürecin bu kadar uzun süreceğinden habersiz gibiydik, gelir geçer sandık. Sonra herşey, belki de hiçbir zaman tam olarak eskisine dönemeyecek şekilde değişti dünyada, çevremizde, işimizde, hayatımızda.

Küçücük bir virüsün hayatımızı ne denli kökten etkilediğine şahit olduğumuz, mütemadiyen evde kaldığımız o günlerde daha fazla kafayı yemek isteyenler için, en sevdiğim dünyanın sonu filmleri ile ilgili böyle bir yazı hazırlamıştım 🙂 Dönüp bakınca yazıyı, şimdi bir de o günlere dönüp baktığım pencereden, bugün hüzünle karışık bir halde tekrar yazmak istedim.

Ama siz benim bu hüzünlü hallerime bakmayın, liste hala yerinde duruyor birkaç güncelleme ile. En sevdiklerimin sırasını değiştirerek, o filmlere biraz kıyak yaptım 🙂 Aralarında sizin de çok sevdiğiniz, bu listede yok ama bunu da izle, kesin kafayı yersin diyecekleriniz varsa yorumlara bekliyorum😅

İçerik:

  1. Wall-E (animasyon)
  2. The Day After Tomorrow (Yarından Sonra)
  3. 2012
  4. World War Z (Dünya Savaşı Z)
  5. I am Legend (Ben Efsaneyim)
  6. Lorax (animasyon)
  7. Edge of Tomorrow (Yarının Sınırında)
  8. Oblivion
  9. War of the Worlds (Dünyalar Savaşı)

Wall-E (animasyon)

Dünyanın sonu filmi deyince gariptir ama benim aklıma gelen ilk film Wall-E olur 🙂 Bir animasyon film olmasına rağmen, gerçekleri yüzümüze yüzümüze çarpmasından mıdır, yoksa filmin küçücük bir tohumla tüm insanlığa umut vermesinden midir bilmem, benim için Wall-E en üst sıralarda yer alır.

Bugün bu animasyonunun konusuna dönüp baktığımda, uzayda gezinen çöp haline gelmiş uydu kirliliği, insanların birbirleri ile sadece ekranlardan konuşması, hareketsizlik ve sürekli ekran başında oturmaya itilen bir insan yaşamı, obezitenin çığ gibi büyümesi, tüketimin geldiği nokta yüzünden harap olmuş bir dünya anlatılıyor. Hepsi ne kadar da tanıdık değil mi? Hem de bunların hepsi 2008 yapımlı, neredeyse 20 yıl önce yayınlanan bir animasyonda anlatılıyor 🙂

Wall-E dünyaya değer vermediğimizde, yaşadığımız bu güzel gezegenin ne hale gelebileceğini gösteren, ama bir yandan da bir tohumdan ne kadar büyük umutlar yeşerebileceğini anlatan kanımca harikulade bir yapımdır.

Kısa Konusu: İnsanlar dünyadan ayrılmış ve bir uzay gemisinde yaşamaktadır. Wall-E ise dünyada kalan, ve gezinip kendisine malzemeler toplayıp biriktiren eski tip bir robottur. Wall-E gezinip çer çöp toparlarken, bir anda bembeyaz bir robot belirir semada, ve macera başlar. (Eva’nın ortamlara girişi hişşşş 😎)

IMDB puanından da anlaşılacağı üzere yetişkinlerin en sevdiği animasyonlar arasındadır Wall-E, ve hak ettiği yerdedir!

The Day After Tomorrow (Yarından Sonra)

The Day After Tomorrow (2004)
  • Süre: 2h 4m
  • Yayınlandığı Yıl: 2004
  • IMDB Puanı: 6,4/10 (Ben bu puanı pek dikkate almıyorum 😏)
  • IMDB linki için tık

Bu film benim kış filmim olur 🙂 İstanbul’a ne zaman kar yağsa (ki bildiğiniz gibi artık maalesef çok nadiren yağıyor) bir keyifle bu filmi açar izlerim. Böyle sanki gözüm gönlüm tüm duyularım kara ve beyaza doysun diye 😀 Tamam biraz filmde kar, buz ve iklim krizi gibi konular var, izlerken bir üşüme geliyor insana ama, olsun güzel gidiyor soğuk havada bu film.

Eski yapım bir film olsa da, iklim değişikliği ile ilgili yapılmış en iyi filmlerden biri bence. Nitekim filmde o dönem bahsedilen ani ve iri dolu yağışları, filmi izlerken bana İstanbul’da yaşadığımız doluları anımsatmıştı. Bazılarımız araba içinde korkuyla, bazımız evde panjurları aceleyle indirip beklemiştik o dolunun bitmesini.

Kısa Konusu: Dünyada bir dizi alışılmışın dışında hava olayı yaşanır, bu hava olayları dünya su dengesini sağlayan sıcak su dolaşımını soğutur, dünyanın iklim dengesi bozulur ve yeni bir buzul çağı başlar. İklim bilimci olan Jack Hall (Dennis Quaid), yüksek otoriteleri bu konuya inandırmaya ve önlem almaya ikna etmeye çalışır, ancak tahmin edileceği üzere bu otoritelerimiz anlatılanlara başlangıçta pek kulak asmaz ve önlem almazlar. Bu esnada New York’a bir okul etkinliği için giden Jack’in oğlu, oradaki bir kütüphaneye arkadaşları ile birlikte sığınarak hayatta kalma mücadelesi verir. Baba Jack ise, New York’a doğru zorlu bir yolculuğa çıkar.

Jack’in oğlunu Jake Gyllenhaal oynuyor, kendisi benim için her zaman “Source Code’daki çocuk” tur, adam o kadar filmde oynadı, bendeki imaj Source Code’da kaldı. Dünyanın sonu filmi olmasa da Source Code da çok güzeldir, lafı gelmişken onu da sıkıştırmış olayım 😀

2012

2012 yılı yaklaştığında kıyamet senaryoları etrafta yayılmaya başlamıştı, çünkü Maya takvimi 2012 yılında bitiyordu ve bu bir anlama gelmeliydi. Hatta 2020’de pandemi başlayınca, herkes “Acaba 8 sene ile ıskaladılar mı” diye düşünmeden edemedi. Ama çok şükür ki ne 2012’de ne de 2020’de henüz dünyamıza birşey olmadı. (çok şükür)

Kısa Konusu: Aslında hikaye benzer. Yine ortada bir iklim krizi var. Bilim adamları tarafından, dünyanın dengesini sarsacak büyük bir afet bekleniyor. Ancak infial yaratmaması için bu haber kamuoyuna duyurulmuyor. Devletler kısa zamanda büyük yatırımlar yaparak (gemilerden yer satın alan varlıklı insanların biletleri sayesinde) acil durum gemileri inşa etmeye başlıyorlar. Sonrası aksiyon, macera, koşuşturma, heyecan.

2012 bizim döndürüp döndürüp izlediğimiz bir filmdir, harika bir kurgu, harika oyunculuklar mı, belki değil, ki puanından da anlayacağınız üzere insanların çok yüksek notlamadıkları bir film. (insafsızlar) Ama kafanızı yormadan, güzel bir macera, güzel bir son, patlamış mısırınızı çatır çatır yiyerek heyecanla izleyeceğiniz bir film. Ne zaman denk gelse izlerim denilen filmlerden 🙂

World War Z (Dünya Savaşı Z)

Brad Pitt in World War Z (2013)

World War Z benim için deli gibi koşan zombi demektir, ama böyle akın akın sürüler halinde. Öyle Walking Dead’deki sümsük zombiler gibi değil, Usain Bolt gibi koşan zombiler! O açıdan filmdeki tempo hiç düşmez, böyle izlerken nefesinizi tutmuş bulursunuz kendinizi. Zombi filmi sevenler için mutlaka izlenecekler arasında bu açıdan.

Kısa Konusu: Her zombi filminde olduğu gibi, bir virüs ortaya çıkar, insanları zombiye dönüştürür. Zombiler diğer insanları yer, kalan insanlar çare arar ve kapanış 🙂

Filmde bir sahne var, kaos oluştuğu anda insanlar marketlere ve eczaneler koşuyorlar, evde kalan insanlar da bozulmasın diye evdeki tüm yiyecek malzemelerini pişiriyorlar. Durup durup aklıma gelir o sahne, kaos ortamının insan üzerindeki etkisi hep benzer oluyor demek ki..

I am Legend (Ben Efsaneyim)

Will Smith in I Am Legend (2007)

Evet sıradaki zombi filmimiz ise I am Legend. Will Smith’in filmin büyük kısmında tek başına harikalar yarattığı, köpeği Sam ile birlikte dünyadaki tek başına kalan bir bilim adamı olan Robert Neville’i canlandırdığı filmdeki zombiler geceleri coşan cinsten. Gündüzleri sıkıntı yok gibi görünse de, karanlık yerlere girmek ölüm getirebilir. Sam ile sizin de duygusal bağ kuracağınız filmin sanırım en duygusal sahnesi Robert ve Sam’in dostluğu üzerine.

İpucu: Bu filmi ilk kez izledikten sonra bir arkadaş ortamında tekrar izlemiştik, bir yerden sonra film başka bir akışta devam etmeye başladı. N’oluyor, başka filme mi atladık derken, anladık ki film iki alternatif son ile çekilmiş, diğer sona denk gelmişiz 🙂 Bu şekilde izlediğim yegane filmdir kendisi. İki sonun da kendine has güzel yanları var, karar vermekte biraz zorlanıyor insan 😉

Lorax (animasyon)

The Lorax (2012)

Lorax’ı çok uzun zaman önce, yayınladıktan ise kısa bir zaman sonra izlemiştim. Bu animasyon için de yetişkinlerin de izleyip, filmdeki mesajları alması gereken animasyonlardan olduğunu söyleyebiliriz.

Kısa Konusu: Lorax doğanın katliamına göz yumulmasının, ağaçların fütursuzca kesilmesinin ve yerine çılgınca yapılaşmaya izin verilmesinin sonuçlarının neler olabileceğini bir animasyon gözünden bizlere anlatıyor. Çizgi film görünümlü bir eleştiri filmi bu açıdan, ve verdiği mesaj oldukça sarsıcı.

Bu animasyonda Wall-E’deki ayakkabı içinde yeşeren bitkiyi nasıl son güçlerine kadar koruyorlarsa, işte burada da son kalan ağaç tohumlarını nasıl koruduklarını görüyoruz. Solunan havanın evlere damacanalarda su satar gibi satıldığı, ağaçların tamamen sentetik olduğu şehrimizde başlayan bu macerayı mutlaka izlemenizi öneririm!

Edge of Tomorrow (Yarının Sınırında)

Tom Cruise and Emily Blunt in Edge of Tomorrow (2014)

Şimdi arkadaşlar, ben bu listeye tam üç adet Tom Cruise filmi almıştım. Filmlerin hatırına bu listeden çıkarmaya kıyamadım, çünkü kurgu olarak gerçekten harika filmler. Ama son zamanlarda kendisine biraz mesafeliyim, o yüzden de listede en alta koydum 🙂

Kısa Konusu: İlk filmimiz Edge of Tomorrow. Tom Cruise ve Emily Blunt’ın başrollerini paylaştığı filmin konusunu söylediğim anda spoiler’a gireceği için hiç anlatmazsam daha iyi, sadece “Live, Die, Repeat” diyebilirim 🙂 Uzaylı istilasına farklı bir kurgu ile yaklaşan, heyecanı yüksek, biraz da kafa yakan bir film.

Filmi ikinci ya da üçüncü (bu filmi de kaç kez izlediğimi hatırlamıyorum bir yandan da) kez izlediğimizde II. Dünya Savaşı’na göndermeler gibi olduğunu düşündüğümüz benzerlikler fark ettik. Daha çok alegori gibi aslında. Tüm Avrupa’nın düşmüş olması, Normandiya çıkarmasına benzer şekilde Fransa’daki bir sahilden yapılan çıkarma girişimi gibi. Belki biz çok belgesel izlemişiz de benzetmişizdir bilemiyorum 🙂

Oblivion

Listedeki ikinci Tom Cruise filmi Oblivion. Film gerçekten de tam bir ters köşe yapmalık, orijinal kurgusu olan bir film. Hakkını vermek lazım 🙂

Kısa Konusu: Uzaylı birliği olan Scav’larla yaşanan uzun savaştan sonra sağ kalan tüm insanlığın bir uzay gemisinde yaşar. Dünyadan ayrılmadan önce dünyada kalan son kaynakları da toparlama görevindeki iki kişiden biri olan Jack (Tom Cruise), kendisine verin bu görev hakkında şüphelere düşmeye başlar.

Kelime anlamı “Unutulma” olan “Oblivion” filminin, adını nereden aldığını filmin ilerleyen sürecinde bir aydınlanma yaşayarak anlıyorsunuz. Bu arada Morgan Freeman da apayrı bir köşede duruyor bu filmde, harika oyunculuğuyla.

War of the Worlds (Dünyalar Savaşı)

War of the Worlds (2005)

Listedeki üçüncü ve son Tom Cruise filmi ise bir bilimkurgu kitap uyarlaması olan Dünyalar Savaşı. “Dünyalar Savaşı” H.G.Wells’in 1898’de yayınlanan ve bilim kurgu edebiyatında uzaylı istilası konusunda yazılmış romanlar arasında büyük bir yere sahip olan eseri.

Kısa Konusu: Uzaylılar, istila, savaş, yıkım, kurtuluş mücadelesi. Tipik bir uzaylı istilası filmi gibi, ama sonu yine de sürprizli.

Romanda normalde H.G.Wells’in anlatımıyla İngiltere’de geçen olaylar, Hollywood sinemasında tabii ki Amerika’da geçer hale döndürülmüş. Kitabını okurken “bunun filmini yaparlarsa kesin Amerika’da geçer” demiştim, nitekim yapmışlar ve Amerika’da geçiyor 😀 Dizi versiyonu da var sanırım İngiltere’de geçen, ama onu izleme fırsatım olmadı.

Keyifli seyirler!

One response to “Zihin Açıcı Dünyanın Sonu Temalı Filmler Listesi | KitapveSeyahat”

  1. seyfidrmaz1 avatarı

    benim oyum da direkt 2012 filmine 🙂

Bir Cevap Yazın

Kitap ve Seyahat sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin