SIRBİSTAN, YURTDIŞI SEYAHAT

BİR BALKAN ŞEHRİ – BELGRAD

Yurtdışında bir yer arıyordum kendime, haftasonu kısacık gidip geleyim, maliyeti de az olsun, ilk yalnız yolculuğumda gözümü korkutmasın, yani çok da büyük olmasın, ama sıkıcı da olmasın.. Belgrad geldi aklıma. Öncelikle vizesiz gidebilme şansıyla olsun, yaklaşık bir buçuk saat kısa uçak yolculuğuyla olsun, diğer Avrupa ülkelerine göre biraz da Balkanlarda olmasından dolayı nispeten ucuzluğuyla olsun ve hakkında internette bir birçok bilgiye ulaşma imkanıyla olsun iyi bir seçenekti Belgrad. 2014’ün bir Ocak ayında sırtımda küçük bir çanta ile düştüm yollara..

GENEL BİLGİLER:

  • Belgrad, vizesiz ziyaret edebildiğimiz ülkelerden biri olan Sırbistan’ın başkenti. Bu anlamda son yıllarda da oldukça popüler oldu. Sadece pasaport kontrolü ile Sırbistan’a giriş yapabilirsiniz. Bazen yetkililer girişte ne zaman döneceksiniz, nerede kalacaksınız gibi kısa sorular sorabiliyorlar. Panik olacak bir durum yok.
  • Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği bir noktada olduğu için çok güzel manzaralar sunan bir şehirdir. Özellikle de Kalemegdan‘daysanız.
  • Belgrad, Beograd yani Beyaz Şehir anlamına geliyor.
  • Para birimi Sırbistan Dinarı (RSD). Havaalanı içerisinde Döviz Bürosu bulunuyor. Ben yanıma Euro almıştım, Euro üzerinden gereken miktarda Dinar’ımı alıp havaalanından yola çıktım.
  • Resmi alfabe Kiril alfabesi. Ama sokaklardaki tabelalarda hem Kiril hem de Latin harfleri ile kullanıldığından yön bulma ya da burada ne yazıyor gibi panik olma durumunu yaşamazsınız.
  • Türk kahvesi ve Türk dizilerini seven bir toplum:) Benim gittiğim dönemde her yerde Muhteşem Yüzyıl afişleri vardı:)
  • Ülkeye ilk indiğinizde göreceğiniz tabela Belgrad Nikola Tesla Uluslararası Havaalanı 🙂
  • Sevdiğimiz bir bilim adamı olan Nikola Tesla Sırp kökenli. Bu sebeple Belgrad’da kendi deneylerinde de kullandığı aletleri içeren bir koleksiyona sahip Nikola Tesla Müzesi bulunmakta.
  • İkliminin kışın oldukça sert olduğunu söylemeliyim, geceleri dışarı çıkmak için epey kalın gelmek faydalı olabilir.

ULAŞIM:

BELGRAD’A ULAŞIM:

Oldukça fazla uçak seçeneği bulunan Belgrad’a İstanbul’dan uçuş yaklaşık 1 saat 40 dakika sürüyor. Saat farkını da göz önüne alırsanız, Türkiye’de bindiğiniz aynı saatte iniyorsunuz:)

HAVAALANINDAN MERKEZE ULAŞIM:

Havaalanından Eski Şehir Merkezi’ne giden üç seçeneğiniz bulunuyor:

  • Terazie meydanına giden 72 otobüsü
  • Slavia’ya kadar inen A1 minibüsleri
  • Bir de siz talepkar olmasanız da önünüze atlayan taksi şoförleri:)

Ben A1 minibüsünü kullandım. Biletleri, minibüs içerisinde şoför tarafından satılıyor. Tarihi şehir merkezine gidiş: 300 RSD.

Aynı sefer ile gelen yolcuların hepsi aynı anda şehir merkezine gittiğinden genelde minibüsün tamamına yakını Türk oluyor, kendinizi Bostancı dolmuşunda sanabilirsiniz:)

ŞEHİRİÇİ ULAŞIM:

Bunun dışında şehir içinde hiç ulaşım kullanmadım, tamamen yürüyerek gereken her yere ulaşabildim:) Ama dilerseniz değişik bir troleybüs ve otobüsler mevcut.

GEZİLECEK YERLER:

Mutlaka Görün:

Kalemegdan

Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği bir alanda kurulu Kalemegdan, aslında bize çok yakın bir ifade ile Kale Meydan’dan alıyor adını. Belgrad’ın en turistik ve en çok ziyaret edilen bölgelerinin başında yer alıyor. Her daim ziyaretçisi bulunan parkta bu bölgenin doğasıyla ve tarihi eserleriyle ne kadar güzel korunduğuna şahit olup huzurlu bir yürüyüş yapmanız garanti. Knez Mihailova caddesini yürüyerek ulaşabileceğiniz Kalemegdan oldukça merkezi ve yakın olduğu için gezilecek yerlerin başında geliyor. İstanbul Kapısı olarak adlandırılan geçidi, ve kapının üstünde yine tarihi bir yapı olan Saat Kulesini görebilirsiniz.

Knez Mihailova ve Cumhuriyet Meydanı

Şehre gelirseniz yolunuz eninde sonunda Mihailova‘ya düşecektir. Belgrad’ın İstiklal caddesi diyebileceğimiz bu mekanda birçok cafe, bar, restoran ve sokak sanatçısı görebilirsiniz.

Tasmegdan ve St. Marks Kilisesi

Yine Türkçe kökenli bir meydan ismi olan “Taş Meydan” içinde barındırdığı harika mimariye sahip St. Marks kilisesi ile ünlü. Ayrıca dinlenmek ve bir kahve molası vermek isterseniz içerisinde cafeler de bulunuyor. Bir de savaşta hayatını kaybetmiş çocuklar adına küçük bir anıt da bulunan parkta savaşın izlerini okuyabilirsiniz..

Nikola Tesla Müzesi

Yaklaşık bir saat süren rehberli bir turla gezeceğiniz Nikola Tesla müzesinde ilginç ve eğlenceli deneyler de yapılıyor. Ünlü ve farklı bir bilim adamı olan Nikola Tesla’yı daha yakından tanıma fırsatı bulacağınız ve Amerika’da yaptığı araştırmalarda kullandığı deneysel cihazlarını görebileceğiniz bu müze, kendisine ayıracağınız vakti hak ediyor.

Rehberli turu içeren müze girişi: 500 RSD

St. Sava Katedrali

Balkanların en büyük Ortodoks kilisesi. Kubbeli yapısıyla camiyi anımsatabilir. İçerisine girerek büyüklüğüne daha fazla tanık olabilirsiniz. Belgrad’ın tanıtımında kullanılan birçok yazıda da görülen kilise St Sava kilisesidir.

Vaktiniz varsa (ki olacaktır) görün:

Skadarska Caddesi

Bölgenin “bohem sokağı” olarak adlandırılan cadde Skadarska Caddesi. Birçok yazıda yerel müziğin sokaklarda çalındığı, çiçek satanların tezgah kurduğu, neşeli restoranların olduğu bir cadde olarak okusam da ben kış aylarında ziyaret ettiğim için bu manzaraya tanık olamadım. Akşam yemeği için alternatif mekanlar, lokal lezzetler ve canlı müzik dinleyebileceğiniz restoranlar mevcut.

Strahanica Bana Caddesi

Bu da Belgrad’ın Bağdat Caddesi. Bütün benzetmeleri İstanbul üzerinden yapıyor olmak hoş olmasa da, üzerine tam oturduğu için engel olamıyorum:) Gezilmesinden çok, “takılmak” için gelinebilecek bir cadde.

Sırbistan Parlementosu

Zaten gezerken mutlaka bir şekilde önünden geçeceğiniz Parlemento binası şık mimarisi ve hemen önünde bulunan “Oynayan Atlar” heykelleriyle dikkat çekiyor.

Gece ışıl ışıl sokakları

Gece ayrı bir güzel Belgrad, müthiş şehir aydınlatması ve binaların ışıklandırılmasıyla şehir sanki farklı bir çehreye bürünüyor. Kralja Milana bulvarı, Pionirski Parkı, Eski ve Yeni Saray’lar, Kralja Alexandra Bulvarı gibi sizi bir masal diyarındaymış gibi hissettirecek bir turdan epey keyif alabilirsiniz. 

GEZİ GÜNLÜĞÜ:

https://goo.gl/maps/5kDkt1NnWYn

Gezmesi kolay ve tamamen yürüyerek keşfedebileceğiniz rotalar çıkarabileceğiniz Belgrad’da kendi gezi rotam boyunca ziyaret ettiğim yerlerin detayları ise işte şu şekilde:

St. Sava Katedrali:

Balkanların en büyük Ortodoks kilisesi. Kubbeli yapısıyla camileri andırıyor bana. Hatta biraz da Ayasofya’ya benzetiyorum. Sonradan okuduğuma göre burayı görüp Ayasofya’ya benzeten epey insan varmış:) İçeri girip dua edip, haç öpen ve mum yakan cemaati izliyorum. İçerisi hala inşaat halinde yalnız, içeri girince anlıyor insan biraz da ne kadar büyük olduğunu. Önünde uzanan bir park var, sonrasında bir çoğunun önünden geçip bazılarında dinleneceğim Belgrad’daki bir sürü parktan bir tanesi sadece bu park. Doğaya saygılarını ve yeşil alana olan ihtiyacı anlayıp çözüm üretmiş olmalarını bir kez daha takdir ediyorum. Bizde de bu düzenlilik hali ve şehircilik geninden biraz olsaymış diyorum.

Tasmegdan:

St Sava Katedralinden sonra Nikola Tesla müzesine girmek isterken, müzedeki İngilizce anlatıma henüz iki saat daha olduğunu öğrendikten sonra biletimi alıp rotamı bu kez Tasmeydan‘a çeviriyorum. Bildiğimiz Taşmeydan anlamına kullanılıyor aslında. Parkın sonunda Belgrad’ın sembollerinden biri olan St. Mark Kilisesi bulunuyor. Oldukça güzel ve etkileyici bir yapı. Kış olmasından dolayı aslında parklar çok yeşil olmasa da çoluk çocuk dışarda herkes. Sallanan sepette yanyana uyuyan bebekleriyle, bisiklete binmeyi öğrenmeye çalışan çocuklarıyla, çocuklarının peşinden koşturan anneleriyle, spor yapan gençleriyle, çoğunun elinde ya da peşinde birer köpekle tam bir enerji patlaması park. Ve parkta bir anıt : “We were just children: dedicated to the children killed in NATO aggression 1999” yazıyor. Boğazım düğümleniyor, hele de bir anne olarak top yapmış duygusallığımla. Hangi taraf haklı, hangi taraf haksız bu tartışmaya girmeden olanın masum çocuklara olduğunu düşünüp savaşın acımasızlığına üzülüyorum.

Sırbistan Parlementosu ve Posta İdaresi:

Tasmeydan parkının hemen bitimindeki Parlemento binası ile karşılıklı duran devasa yapı gözüme çarpıyor. Ne olduğu o an bilemediğim bu bina Belgrad’da gördüğüm sanırım en devasa binaydı eniyle boyuyla. Sonradan okuduğum kadarıyla burası Posta İdaresi imiş, o an için bende de nedense bizdeki PTT-Telekom karışımı binalara benzediği hissi içime doğmuştu diyebilirim.

Ve bu yapıyı da gördükten sonra çıktığım Nikola Pasica Bulvarı’nda karşıma çıkıyor Sırbistan Parlementosu. Böyle mimari yönden zengin binalara bayılıyorum, estetik olmayan ve hiçbirşey ifade etmeyen beton yığını binalara nazaran. Parlemento binasının önünde ise adının sonradan “Atlar Oynuyor” olduğunu öğrendiğim heykeller bulunuyor.

Nikola Tesla Müzesi:

Nikola Tesla müzesi İngilizce rehberli giriş bileti alarak gezinize başlıyorsunuz. Müzedeki materyalleri İngilizce olarak sunan sıcakkanlı rehberimiz Tesla’nın Amerika’daki çalışmalarında kullandığı cihazların tanıtımını yaparak başlıyor. Rehberli tura mutlaka katılmak gerekiyor, aksi halde müzeden pek birşey anlamak mümkün olmayabilir. Sunum yaklaşık bir saat sürüyor. Bilet ücreti 500RSD. (2014’te gittiğimden beri değişmemesi karşısında saygıyla eğiliyorum.)

https://nikolateslamuseum.org/en/tickets/

Müzede tanıtım ve gösteri amacıyla yapılan iki çok ilginç yüksek gerilim deneyi var ki mutlaka görülmeye değer, karşınızda kıvılcım atan bir cihaz görmek biraz ilginç oluyor.

Bizzat yine Tesla’nın dizayn ettiği ilk kablosuz iletişim sağlayan gemi protatipi de müzede bulunuyor. Hemen karşısında da gemiyi kontrol eden kumanta anteni var. O an için Tesla’yı sihirbazlıkla suçlamış olsalar da bu deney tarihte yapılan ilk kablosuz iletişim deneyi oluyor ve günümüze ne kadar ilham verdiğini söylemeye bile gerek yok. Müzenin anlatılarak gezdirilmesinden sonra ise Tesla’nın hayatıyla ilgili bir barkovizyon gösterisiyle sunum son buluyor. Sadece bir saat alan bu etkinlik bence eğlenceli ve görülmeye değer.

Tesla oldukça etkileyici bir karakter tarihte. Bugün kullandığımız alternatif akımın ve bu akımla çalışan motorların, mikrodalganın, hidroelektrik santrallerin, kablosuz iletişimin, florasan, lazer ve MR cihazlarının ya bizzat mucidi ya da gelişmelerin başlangıcını sağlayan çalışmaları var.

Knez Mihailova ve Cumhuriyet Meydanı:

Belgrad’ın İstiklal Caddesi! Mimarisi  ve caddenin yürüyüş yolu olarak ayrılması ve bir meydanda sonlanması bana İstiklal’i hatırlatıyor. Önce Cumhuriyet Meydanı‘nı görüyorum sonra başlayan caddeyi. 

Mihailova çok renkli bir cadde. Birkaç kez ileri geri yürüyünce oturacak bir yer bulup ya da şarkı söyleyen birilerini dinleyip vakit geçirebiliyorsunuz.
Caddenin en sonuna yürüdüğümde Kalemegdan girişine geleceğimi biliyorum. İstikameti direk Kalemegdan’a yöneltip yürüyüşüme devam ediyorum.

Skadarska:

Mihailova’dan sonra çok merak ettiğim bir de Bohem sokağı diye geçen Skadarska‘yı bulmak için bir kez daha koyuluyorum yola. Caddeyi biraz zor da olsa buluyorum ancak hiç de tahmin ettiğim gibi çıkmıyor sanırım kış olmasından kaynaklanarak. Normalde yerel müziğin sokaklarda çalındığı, çiçek satanların tezgah kurduğu, neşeli restoranların olduğu bir cadde olarak okumuştum burayı ancak oldukça ıssız ve sakin bir sokak karşılıyor beni sadece.

Kalemegdan:

Ve işte müthiş güzel parkı ve manzarasıyla Kalemegdan‘dayım. Yine neşeli genç topluluklar gitarlarıyla şarkı söylüyor, insanlar çocuklarını almış gezintiye çıkıyor, etrafta köpekler koşturuyor ve sola yöneldiğimde beni Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği muhteşem gece manzarası bekliyor.

Kalenin içini geziyorum sonra, kapılardan geçiyorum. Parkın içi de bir o kadar güzel ve huzur verici. Sanırım Belgrad’da en çok Kalemegdan’da geçirdiğim bu zaman aralığından zevk alıyorum. Manzara, dinginlik ve huzur. Genelde gençlerin altında toplandıkları Victor Heykeli‘nin altında söyleniyor şarkılar ve gençlerin mutlu kahkahaları çarpıyor kulaklarıma.

Daha da içerilerine yürümek istiyorum parkın ancak hava oldukça kararıyor, parkın tamamını gezmeyi yarın sabaha bırakıyorum.

Ertesi sabah tamamını geziyorum Kalemegdan’ın ve içimden Sırplara burayı bizim için koruduklarına ve böyle güzel bir şekilde bıraktıklarına teşekkür ediyorum, eğer biz olsaydık durumunun ne halde olacağını düşünüp hayıflanıyorum.

İstanbul Kapısı olarak adlandırılan geçitte, kapının üstünde yine tarihi bir yapı olan Saat Kulesi bulunuyor. Osmanlı tarihinden eserleri farklı bir ülkede görmek farklı hisler uyandırıyor bünyede.

Strahanica Bana:

Burasının bizdeki Bağdat Caddesi’ne benzediğini ve Silicon Valley olarak adlandırılığını, adının teknolojiden dolayı değil de burada gezinen hatun kişilerden dolayı olduğunu okumuştum 🙂 Gitmeseniz çok da birşey kaybetmeyeceğiniz bu caddede bir kahve molası verebilirsiniz. Burada pastalarının güzel olduğunu okuduğum Mama’s Biscuit House’u görünce zaten çok da yorulmuş olduğumdan kendime bir kahve molası tanıyorum.

Branko Köprüsü ve Usce Parkı:

Sava nehri üzerindeki Branko köprüsü karşısında Usce parkı bulunuyor. Köprüden karşıya yürüyerek parka ulaştığımda yine bol bol bisiklete binen, yürüyüş ya da koşu yapan kişilerle karşılaşıyorum. Park tam karşısına Sava Nehri’ni ve Kalemegdan’ı alıyor.

Gece bir başka güzel sokakları:

Gece ayrı bir güzel Belgrad, müthiş şehir aydınlatması ve binaların ışıklandırılmasıyla sanki başka caddelerde yürüyorum. Moskva Otelinin önünden inen Kralja Milana bulvarından yürümeye başlıyorum.

Sonra Pionirski Parkı çıkıyor karşıma, Karşılıklı Eski ve Yeni Saray’lar muhteşem ışıklandırmalarıyla dikiliyorlar karşı karşıya. Parkın içinde oturup izliyorum biraz ışıltılı binaları ve aradan gözüken Parlemento binasının akşam görünüşünü görmek için tekrar geçiyorum parkın içinden Kralja Alexandra Bulvarı‘na doğru. Parlemento binası gece bir başka güzel görünüyor mimarisi ve ışıltılı haliyle.  Ve aşağıya doğru ışıl ışıl bir bulvar duruyor önümde: Kralja Alexandra. Yolumun nereye çıkacağını bilmeden arşınlamaya başlıyorum caddeyi. Bir ara bir topluluk görüyorum uçuk kaçık, meğerse üniversite binasının önünden geçiyormuşum: tarihi ve taştan etkileyici bir bina yeniden. Sonradan haritadan baktığımda Elektrik/Elektronik Mühendisliği fakültesi olduğunu görüyorum, müstakbel meslektaşlarımın yanından geçmişim. Bu bulvar yürümekten en keyif aldığım cadde oluyor Mihailova ile birlikte. 

Hikayem:

O dönem bu yolculuğu yaptığım zamanı hatırlıyorum da, daha çok kendi içine seyahat, ve doğruları arama yolculuğuydu benim için. İlk solo seyahatimdi Belgrad.. Giderken onca hazırlık yapmış olmama rağmen aslında bir yandan çok istekli ve heyecanlıyken; bir yandan da çok panik, tedirgin ve korkaktım. İki gün boyunca ters giden hiçbir şeyle karşılaşmadım, ki düşünüldüğünde insanda bir an için acaba dedirten bir Balkan ülkesindeydim.  Beklentilerimin çok üstünde bir medeniyet ile karşılaştığımı yolda araçlar yol verdiğinde anlamıştım:)

Yolculuk iki gün, hazırlanması iki hafta aldı diyebilirim:) Yön duygum çok zayıf olduğu için telefonuma gps uygulamaları yükledim, götüreceğim eşyalarımı listeledim, google mapten gidebileceğim yerleri işaretledim, gidenlerin yazmış olduğu bir sürü blog yazısı okudum ve neredeyse şehri önce uydudan gezdim:) Tabi hazırlığın bu kadarı da fazlaymış bunu da gidince öğrendim, çünkü biraz da heyecan kalmalı insanda. Önceden kendime yürüme rotaları çizmiştim, çoğuna uymadım özellikle, çünkü zaten bu rotaları yürümek çok kısa zaman aldı. Kafamın estiği gibi bir sürü sokağa caddeye daldım, canımın istediği kadar yürüyüp, sonra acaba nereye geldim diye telefona bakıp, tekrar yolumu doğrulttum. Sanırım telefon olmasaydı da kaybolmam biraz zordu, ama panik olup saçmalamamı engelledi. Hatta sokakta elinde haritayla gezen bir kıza yol tarif etmişliğim bile oldu 🙂 İlk yalnız seyahatim olduğu için, bu kadar panik normaldi.

Benim için ilk ve çok özel bir gezi oldu burası. İlk kez yurtdışına yalnız seyahat ettiğim şehir olan Belgrad’da yaşadığım içsel yolculuğum ve geçirdiğim vakitler benim için hep özel kalacak gibi geliyor..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s