BİLİM KURGU KLASİKLERİ, DİSTOPYA, KİTAP

CESUR YENİ DÜNYA- ALDOUS HUXLEY

  • Yazar: Aldous Huxley
  • Yayınevi: İthaki Yayınları
  • Sayfa: 266
  • Yazım Yılı: 1932
  • Yer: İngiltere

Son zamanlarda okumaktan oldukça zevk aldığım distopya türü kitaplarının, atalarından sayılan “Cesur Yeni Dünya” yı okuma fırsatı buldum bu kez de. Distopya türü kitapların 30’lu yaşlar sonrasında okunduğunda daha fazla insanı etkilediğini düşünmeye başladım, çünkü ancak bu yaşlarda mevcut sisteme ve topluma eleştirel gözle bakabilecek seviyede yaşanmışlıklarınız birikiyor ve sorgulamaya başlıyorsunuz.

“Kara üçlü” diyebileceğimiz Fahrenheit 451 ve 1984 kitaplarının sonrasında okudum “Cesur Yeni Dünya” yı. Bu anlamda kitabın özsözünde de bahsedildiği gibi 1984 daha karamsar, baskıcı ve karanlık bir geleceğin hakim olduğu bir ortam resmeder. Cesur Yeni Dünya’da ise mutluluğun hüküm sürdüğü, neredeyse ütopya diyebileceğimiz bir gelecek tasvir edilir. Bu anlamda ayrışır Cesur Yeni dünya ile 1984.

Aldous Huxley’in bu kitabı yazdığı dönemde henüz II. Dünya Savaşı’nın yaşanmamış olduğu, ırkçılığın giderek tırmanmadığı, “üstün gen” e inanan ve tüm dünyaya inanılmaz acılar çektiren diktatörlerin devrinin yaşanmadığı, internet ve teknolojinin henüz adımlarının bile atılmadığını ve bunca tüketim çılgınlığının henüz başlamadığını düşünecek olursak, yazarın öngörüsüne hayran kalmak elde değil.

Aldous Huxley’in resmettiği gelecekte F.S. 632 yılında insanlar artık doğmamaktadır, şişelerden üretilmekte ve toplumdaki kusursuzca kurgulanan kast sistemindeki yerine göre “şartlandırılmaktadır.” Bu şartlandırma daha şişelerdeki üretim aşamasında başlar ve şişeden çıkarılan bebeklerin, çocukluğu boyunca uyurken dinlediği hipnopedya yöntemi ile devam etmektedir.

İnsanlar daima mutludur, en ufak bir sorun yaşadıklarında ise kendilerine sonsuz mutluluğu vaad eden “soma” haplarını alırlar. Toplumun istikrarı herşeyden öndedir ve toplumun bekası adına bireyselliğe yer yoktur. Bireysellik ayıp, gereksiz ve yasak olarak görülmektedir.

Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek. – KŞM Müdürü

Bu satırları okuduğumda mevcuttaki kurulan toplum düzeninin de çok farklı olmadığını düşünmekten kendimi alamadım. Kendimizi toplumda gördüğümüz yer anlamında bir nevi biz de “şartlandırılıyorduk” ve bu şartlarndırıldığımız koşullarda çalışmaktan ve var olmaktan mecburi bir mutluluk duymak zorundaydık. Mutsuz olmanın ve mutsuz hissettiğini dile getirmenin bile öcü gibi karşılandığı yeni bir toplum düzeninde yaşıyoruz. Herkes mutlu olmanın “en iyi 10 yolu” ndan bahsediyor, sosyal medyada herkes inanılmaz “mutlu”, ve eksiksiz bir hayat yaşıyor. Ama kimse “mutsuz olma hakkımı kullanmak istiyorum” diyemiyor, çünkü bu toplum tarafından hoş karşılanmayan bir durum haline getirildi. Oysa zıt duyguların olduğu bir ortamda mutluluğun bir değeri vardır, ıstırap ve acı olmadan, başarısızlık olmadan bizler gerçek mutluluğa asla ulaşamayız.

Kitapta mutsuz olma hakkını kullanmak isteyen bir karakter de “Vahşi” John. John!un sahneye girmesiyle ve uygar olarak düşündüğü toplumda karşılaştıklarıyla onun gözünden eleştiriyoruz biraz da “Cesur Yeni Dünya” yı. Ve kitaptaki kırılma anlarından biri de Mustafa Mond ile Vahşi’nin karşılıklı derin konuşma metni. Bu konuşma esnasında Mustafa Mond “uygar ve düzenli” bir toplum için nelerin feda edilmesi gerektiğinden ve bunlar feda edildiğinde tamamen mutlu ve refah bir toplum yaratılacağından bahseder. Ancak Vahşi onunla aynı fikirde olmayacaktır.

Oturup kitap okursanız fazla birşey tüketemezsiniz. – Mustafa Mond

Atıp kurtulmak onarmaktan iyidir. Yama artarsa refah düşer.

Sürekli vurgulanan bir başka konu ise tabii ki tüketim çılgınlığı. 1932’de bu kitap yazıldığında dahi bahsedilen tüketim toplumu öngörüsünün ne denli haklı olduğu aşikar. Artık adım başı bir alışveriş merkezi ve zincir mağazalardan oluşan bir sektör oluşmuş durumda. Ne kadar eleştirsek ve beğenmesek de bizler de bu sistemin bir parçası haline gelmiş durumdayız, ve kabul etsek de etmesek de “tüketiyoruz”.

Eğer doğru kullanırsan sözcükler X ışınlarına dönüşebilirler, her şeyi delip geçerler. Okursun ve delinirsin. – Helmholz Watson

Fahernheit 451’i okuduğumda kitaplarıma sarılmak istemiştim 🙂 Çünkü gerçekten yazmak ve yazılan bu satırların birilerine ulaşması, bir toplumu derinden etkilemek tamamen bambaşka bir olay. Eğer insanları okumaktan, düşünmekten, yazmaktan ve sorgulamaktan uzaklaştırırsanız işte o zaman sentetik, duygusuz ve makineleşmiş bir toplum yaratırsınız. Ve bu belki de birilerinin işine gelir ve tüketim çarkları istenildiği gibi dönmeye başlar…

“Konuşmak mı? Ne hakkında?” Yürüyüp konuşmak tuhaf bir öğleden sonrayı geçirme yöntemine benziyordu. – Lenina

Kitapta bahsedilen bir başka konu ise insanların nasıl sığlaştırıldığı.. Öyle ki artık karşılıklı konuşmak için bile bir neden bulamaz ve bunu gereksiz görür hale gelirler.Yürüyüp konuşmak bile toplum içinde kusursuz işleyen rolüne aykırı bir davranış olarak kabul edilir.

Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun. Yalnız olana acımasız davranıyorlar. – John

Fakat şimdilerde insanlar hiç yalnız kalmıyorlar. İnsanların yalnız kalmaktan nefret etmelerini sağlıyoruz ve yaşamlarını h,ç yalnız kalmayacak şekilde düzenliyoruz. – Mustafa Mond

Herkesin her koşulda mutlaka yalnız kalabilmeye hakkı olduğunu düşünüyorum. Aile bağları, toplumsal koşullar, mevcut tüketim eğilimleri ve çalışma koşulları belki buna fırsat bırakmıyor. Ancak yalnız kalmayı istemek demek, asosyal ya da aile bağları kopuk bir insan olmak anlamına gelmiyor, gelmemeli.. Bir anne olarak kendi kişisel zamanımı ayrıdığım ve yalnız kaldığım zamanlarda çok daha verimli düşünebilmeye ve verimli olabilmeye başladığımı farkettim. Ve bu kısacık molalar size hayatta devam edebilmenizi sağlayan yegane anlar oluyor, ki böylelikle etrafınıza da daha faydalı olabilecek potansiyeli ve motivasyonu bulabiliyorsunuz.

Bu anlamda hepimiz adına insanların yalnızlığına saygı gösterebilmeyi umuyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s