KİTAP, MODERN KLASİKLER

DEMİR ÖKÇE – JACK LONDON

  • Yazar: Jack London
  • Sayfa: 320
  • Yayınlandığı Yıl: 1908
  • Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (2013)
  • Mekan: Amerika
  • Özgün Adı: Iron Heel

Demir Ökçe ile ilgili ne yazsam ne söylesem az, hele yorum yapmak haddime değil.. Jack London’ı tanıdığımız çizgi olan, insanın doğayla mücadelesi ve Kuzey Topraklarını anlattığı Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş, Ateş Yakmak ve Bir Kuzey Macerası gibi hikayelerinden çok farklı bir noktada bulduğum ve hayran olduğum kitaptır Demir Ökçe! Bakış açınıza inanılmaz katkıda bulunacak numunelik kitaplardan kendisi!

Kitapla ilgili ilk izlenimim küçük bir şokun etkisinden çıktıktan sonra, “Aman Allahım bu nasıl bir şey” demek olmuştu 🙂 Her konuda cesurca ve zeka ürünü olan yorumlarla, karakterlerdeki karşılıklı konuşmaların içinde çok derin konu ve olayları anlatabilmek çok büyük ustalık gerektiren bir iş, Jack London’a yakışacak şekilde tam da.

İlk distopya örneği olarak da kabul edilen kitap, Jack London tarafından 1908 yılında yazılmıştır. Gelecekle ilgili kaygılarını anlatır esasında, çünkü romanın kurgusu 1912-1932 yılları arasını kapsar. Bu yıllar arasında tüm dünyada hakim olan oligarşik bir düzen mevcuttur ve adına da Demir Ökçe denmiştir. 1948 yılında yazılıp, yine distopik bir dünyayı anlatan George Orwell’in 1984’üne de ilham olduğu söylenir. İkisi üst üste okunmamalıdır, yüksek doz içerir 🙂

Döneminde oldukça karamsar olduğu gerekçesiyle kınanmış, oysa biz şu an kitap yazıldıktan yaklaşık yüz yıl sonra adeta o distopyanın içinde yaşıyoruz.. Sınıf ayrımları ve çatışmaları, giderek artan gelir dengesizlikleri, orta sınıfın ortadan kayboluşu, yoksulluğun artışı, işçi sınıfının verilmeyen hakları, çocuk işçiler, sendikaların içlerinin boşaltılması, giderek azalan basın ve düşünce özgürlüğü, inanç üzerinden insanların manipüle edilmesi ve buraya sığmayacak nice konu!

Demir Ökçe temelinde Avis Everhard’ın ağzından yazılmıştır ve yürekten bağlı olduğu kocası ve dava arkadaşı Ernest Everhard’ın hikayesini anlatır. Kitabın başında bu karakterin gerçekten var olup olmadığını sorgulayabilirsiniz. Ki ben sorguladım, bir an için Ernest’ı gerçek bir karakter sandım 🙂 Kafası karışanlara dipnot: Everhard Elyazması kitabın belkemiğini oluşturur ve 1900lü yılların başındaki kapitalist ve oligark ortamı anlatır. Kitabın ana konusu Avis’in ağzından yazılan 1912-1932 yılları arasına ait günlüklerdir ve birçok yerinde gerçek olup olmadığını içinizden sorguladığınız detaylar içeren Jack London’ın harika distopik kurgusudur. Bu elyazması 700 yıl sonra İnsanlığın Kardeşliği adındaki yeni toplum tarafından bulunur ve “Ardis” şehrinde Anthony Meredith tarafından kitaba bir önsöz ve dipnotlar yazılır. Bu önsöz ve dipnotlar ile “yazar” Anthony Meredith karakterinin de Jack London’ın kurgusal hikayesi içinde olması kitabı en farklı yapan özelliğidir 🙂 Bu sebeple kitaptaki önsözü okurken lütfen benim gibi başta gerçek olduğunu sanmayın, diğer kitapların aksine kitabın önsözü de bu distopik kurguya dahildir 🙂

Kaleminden çıkan sözler de ağzından çıkanlar gibi sadece ve inandırıcıydı. İnsanı şüphe içindeyken bile ikna eden şey onun bu mutlak sadeliğiydi. – Sy. 24

Hep London’ın beni çeken tarafının oldukça sade olmasına rağmen çok derin şeyler anlatan yazımı olduğunu düşündüm. Bu satırlarda da Avis’in ağzından Ernest’ı anlatırken adeta kendisini anlatıyor gibi geldi bana.

Güneydeki kiliseler çırçır fabrikalarında çocukların çalıştırılmasını ne zaman protesto etti?Altı-yedi yaşındaki çocuklar her gün on iki saatlik vardiyalarda çalıştırıldılar. Sinekler gibi öldüler. Kutsal ışığı görmeden büyüdüler. Sermayedarların hisselerine düşen kar, onların kanlarıyla ödendi. – Sy. 34

der yazar ve bir yumru oturur boğazınıza. Bu satırlar yazıldıktan yüz yıl sonra bile okula gidemeyen, sokaklarda dilendirilen, zorla çalıştırılan ya da ekonomik dengesizlikler sebebiyle çalışmak zorunda kalan çocukları düşünürsünüz.

“İsa’ya ve onun öğretisine inananlar için insanla insan arasında merhamet dışında herhangi bir ilişki olamaz. Sadece sevgi günahtan üstün, ölümden güçlüdür. – Sy.104

Güce hizmet eden din adamlarının olduğu bir ortamda, dini mi suçlamak gerekir, yoksa onu kullanan insanları mı? Kitabın başlangıcında oldukça detaylı bir şekilde Ernest ve rahipler arasında birçok sohbet geçer ve çok etkileyicidir bu karşılıklı diyaloglar.

Uyguladıkları yayın politikası nedeniyle maaş veriyorlar onlara. Politikaları ise müesses nizama hayati tehdit içeren hiçbir şeyin yayınlanmaması. – Sy.106

Taa o dönemde basının çok sesliliğine ve özgürlüğüne dem vurur London, özgür basın olmadan toplumların yeşeremeyeceğini, düşüncelerini özgür olarak ifade edemeyeceklerini anlatır. Ancak basının önündeki engelleri de bir bir serer önüne okurun, tüm denklemleri o sade anlatımıyla öyle güzel çözümler ki, satırları okurken bir aydınlanma yaşarsınız 🙂

Kitapta uzun uzun üretim-tüketim dengesi ve üretim fazlasının az gelişmiş ülkelere satılması yöntemi ile kapitalizmin git gide nasıl doruklarına ulaştığı birçok örnekle anlatılır. Orta sınıfın git gide yok oluşu, gelir dengesizliğinin artışı ve tekel haline dönüşen şirketlerin varlığı yine satırlarda bulabileceğiniz detaylar. Bunlar henüz 1908 yılında bir öngörü olarak yazılmıştır..

Unutmayalım, kamuoyunu şekillendiren ve halkın düşüncelerini belirleyen, basın, vaaz kürsüsü ve üniversitedir. – Sy.144

Okuduktan sonra bile üzerine çok araştırılması, gerçeklik payı nerelerde var sorgulaması gereken bir kitap. Tüm dünya ülkelerini I. Dünya Savaşı’na doğru sürükleyen tarihi gerçekleri okudukça insan sürekli bir şaşırma hali içinde oluyor, hele de romanın yazıldığı tarihte henüz gerçekten bir savaş başlamamışken.. Tarih elbette tekerrürden ibaret, okuyup öğrenip anlayana. Bu sebeple bile kesinlikle MUTLAKA OKUNMALILAR listesinde!

Oligarkların asıl gücü, doğru şeyi yaptıklarına inanmalarıydı. Asıl mesele, Oligarşi’nin kendi haklılık algısından tatmin olmasıdır. – Sy.273

Keyifli okumalar!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s