KİTAP, MODERN KLASİKLER

Martin Eden – Jack London

  • Yazar: Jack London
  • Sayfa: 517
  • Yayınlandığı Yıl: 1909
  • Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (2014)
  • Mekan: Oakland – San Francisco, Amerika
  • Özgün Adı: Martin Eden

Jack London külliyatını okuyorsanız Martin Eden mutlaka okunması gereken kitaplar arasında elbette. Ancak yazardan okunacak ilk kitap olmamalı bence. Yazarın diğer kitaplarını öncelikle okuyup üslubunu ve yazım tarzını anladıktan, fikirleri hakkında bir genel bakış açısı kazandıktan sonra Martin Eden’ı okumak daha anlamlı bir hale geliyor.

Jack London okumaya Vahşetin Çağrısı ile başlamıştım. O yüzden Jack London benim için hep Kuzey Toprakları’nın Yazarı olarak aklımda yer etmiştir. Ardından yine Kuzey Toprakları’nı anlattığı Beyaz Diş, Ateş Yakmak ve Bir Kuzey Macerası ile devam ettim külliyata. Jack London serüven dolu yaşamının bir döneminde, Klondike’a altın avcılığına gider ve burada yaşadıkları Kuzey Toprakları’nı anlatacağı öykü ve romanlarına esin kaynağı olur.

İlk distopya örneği olarak kabul edilen Demir Ökçe’nin ise aklımdaki yeri her zaman bir ayrıdır. Çünkü oldukça cesurca yazılmış olan bu kitap, sınıf ayrımı, gelir dengesizlikleri ve düşünce özgürlüğünün azalması gibi birçok konuya zeka ürünü olan bir kurgu içinde yer vermiştir. Martin Eden eserinde de sınıf ayrımına ve bunun bireyler üzerindeki etkisine çok fazla yer verir yazar.

Külliyata bir deniz hikayesi olan Deniz Kurdu ile devam etmiştim daha sonra. Hikayenin baş kahramanı olan evlere şenlik bir Wolf Larsen karakteri vardır, denizin kurdu olan da bu karakterdir. Akılda kalıcı ve kendine has karakterler yaratmakta gerçekten ustadır Jack London. Yazar henüz 17 yaşında iken, Japonya sahillerine gitmek üzere fok balıkçılığı yapan bir uskunaya girer. Deniz ile ilgili yaşadığı bu tecrübeler de yine hikaye ve romanlarına yansır. Nitekim Martin Eden kitabındaki baş karakterimiz Martin de hayatını denizcilikle kazanan bir genç olarak karşımıza çıkar.

Tam da bu noktada artık kendimi Martin Eden için hazır hissettiğimde romanı okumaya başladım. Çünkü kolay bir okuma olmayacağını hissetmiştim sanırım. Yazar hakkında tüm bu bilgilere ve eserlerine ait okuma tecrübesine sahip olduğunuzda Martin Eden’ı okumak daha verimli oluyor diyebilirim.

Sonra büyük bir ihtişamla o büyük fikir geldi aklına.
Yazacaktı. Gördüğünü dünyaya gösteren bir göz, duyduğunu âleme duyuran bir kulak, hissettiğini insanlara duyumsatan bir kalp olacaktı. – Sy.89

Yazarın yarı-otobiyografik olarak tabir edilen kitabı Martin Eden, Jack London’ın gerçekten yaşadığı dönem olan 1900’lerin başında ve gerçek hayatında yaşadığı yerler olan San Francisco’nun Oakland bölgesinde geçiyor. Karakterlerin bir kısmı da kendi yaşantısından esinlenerek oluşturulmuş.

Martin Eden işçi sınıfından olup, denizcilikle hayatını kazanan genç bir adamken, Ruth’un abisi ve dolayısıyla Ruth ile tanışması sonrasında hayatı bir anda değişiyor. Hayata bakış açısı, idealleri ve beklentileri değişen Martin araştırmaya, öğrenmeye, yazmaya ve mücadeleye başlıyor. Kendi kendini eğiten, düşünce sistemini olgunlaştıran, hiçbir altyapısı olmamasına rağmen kendini okumaya ve yazmaya adayan bir hayata atılıyor.

Onunla bu gençler arasında, devasa bir uçurumun ağzı gibi açılmış binlerce kitap vardı. Kendini bu çocuklardan sürgün etmişti. Bilginin o engin dünyasında, artık evine dönemeyecek kadar ilerilere uzanmıştı. – Sy.424

Yazıyor, bıkmadan usanmadan yazıyor. Kitapların arasında kayboluyor adeta. İdealleri öylesine büyük, hayalleri öylesine muazzam ki, bu ideallerin yarattığı hayal kırıklığı ve boşluk hissi de bir o kadar büyük oluyor.

Kitabı kapattığınız anda gelen halet-i ruhiyeyi ise tasavvur etmek imkansız olduğu gibi, bu hüzünlü hali sadece kitabı okuyup bitirenler anlar sanırım. Genel hikaye ve kitabın sonlandığı nokta üzerine çok fazla detay verip, okuma heyecanını etkilemek istemediğim bu noktada önemli olan kitabı okuma serüveni ve kazandırdıkları diyerek konuyu tamamlayayım 🙂

Yenisini bulamadığı gibi artık eski cennetinin de yerinde yeller esiyordu. – Sy.475

En sevdiğim yazarlar arasında yer alan, sade ve gerçekçi anlatım dili ile her kitabında farklı bir hikaye bulduğum Jack London’ın en çok okunan ve bilinen kitabını okumuş olmak kendi adıma güzel bir deneyimdi. Ama bu kitabın sonunun hazin ve etkileyici olduğu, ve kitabı kapattığınız anda bir süre etkisinden çıkamayacağınız gerçeğini de yanında getiriyor.

Not: Kitabı okuma serüvenini daha anlamlı ve bilgilendirici hale getiren, kitabın arkasındaki detaylı notlarının mutlaka okunması gereken çevirmen Levent Cinemre ise gerçekten takdiri hak ediyor. Bir kitabın tercümesini yapmak, aslında o kitabı farklı bir dilde tekrar yazmaya benziyor. Hele de yazar ve dönem hakkında bilgileri toparlayıp, arka notlarla birlikte okuyucuya bütün bir paket olarak sunmak ise gerçekten övgüyü hak eden bir çalışma.

Jack London’ın Modern Klasikler Dizisi’nde yer alan kitapları:

  • Vahşetin Çağrısı
  • Beyaz Diş
  • Demir Ökçe
  • Deniz Kurdu
  • Martin Eden
  • Yıldız Gezgini
  • Bir Kuzey Macerası
  • Adem’den Önce
  • Ateş Yakmak
  • Kızıl Veba
  • Bir Dilim Biftek
  • İyi Köpekler Kötü Köpekler ve Kuzey
  • John Barleycorn

Keyifli okumalar!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s