ÖYKÜ, KİTAP

SIRÇA KÖŞK – SABAHATTİN ALİ

  • Yazar: Sabahattin Ali
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
  • Sayfa: 141
  • Yazım Yılı: 1944-1947
  • Tür: Öykü

Sabahattin Ali’nin okuduğum ikinci öykü kitabı “Sırça Köşk”. Ama bu öykü kitabı “Değirmen”e nazaran daha çok içime işledi diyebilirim. Sabahattin Ali gerçek anlamda halkın derdiyle dertlenen ve bu dertlerini kaleme ustaca dökebilen bir yazar. Her öyküsünde içindeki naiflikten, ama aynı zamanda da haksızlığa ve adaletsizliğe karşı duyduğu öfkeden bir kırıntı var. Öykülerini bir bir okuduğunuzda neden dertlendiğini ve öfkelendiğini de anlayabiliyorsunuz. Belki artık alıştığımız ve alıştığımız için de sorgulamadığınız toplum yaşamı içinde süregelen bozulmuşluğa karşı savuruyor kalemini yazar..

Hızlıca okunup bitirilebilecek bir kitap olmasına rağmen, ben günde en fazla iki ya da üç öykü okuyarak ilerledim, biraz üstünde düşünebilmek ve bir öykünün etkisi geçmeden diğerlerinde ilerlememek için.. Kitap toplamda 13 öykü ve 4 masaldan oluşuyor. Masallar tabii ki hicivsel dille kaleme alınmış, büyüklere yazılmış masallar niteliğinde.

Kitabın belki de kısa bir özetini “Bahtiyar Köpek” öyküsünde buluyorsunuz. Arka kapakta da yer verildiğini fark ettiğim öykü daha çok Sabahattin Ali’nin kendi öyküleri ile ilgili genel yorumu niteliğinde:

“Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. “Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?” diyorlar. “Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı?

Diyerek kendisine sitem edenlerden bahsederken, bir yandan da sitem eden yazarın kendisi oluyor aslında ve başlıyor güzel şeyleri yazmaya, bahtiyar bir köpeğin hayatını anlatmaya ve en sonunda en vurucu sözü söyleyerek kapatıyor bu defteri:

Hele cümle alem bu köpeğin onda biri kadar rahata kavuşsun, bakın ben bir daha acı şeylerden söz açar mıyım!

“Türk edebiyatının büyük öykücüsünden zamana karşı koyan öyküler” diye bahsediyor arka kapakta. Zamana karşı koyan öyküler çok klasik bir laf gibi görünse de bu kitaba ancak bu kadar yakışabilirdi! Kendi başlarına sardıkları çok odalı, ama bir o kadar işe yaramaz insanlarla dolu sırça köşk mü, yoksa doktor peşinde koşarken dolandırılan insanlar mı, ya da yoksulluktan çalışmak zorunda kalan çocuklar mı.. Hangisi değişti ki, hala yerlerinde duruyorlar..

Keyif alarak, durarak, düşünerek, hayıflanarak, bazen iç çekerek okuduğum bir öykü kitabı oldu “Sırça Köşk”. Keşke bizimle daha fazla kalıp daha fazla eserler verebilseydi Sabahattin Ali..

Keyifli okumalar!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s