KİTAP, MODERN KLASİKLER

STEPHAN ZWEIG – SATRANÇ

  • Yazar: Stefan Zweig
  • Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
  • Sayfa: 77
  • Anadilinde basım yılı: 1942
  • Yer: New Yok’tan Buenos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisi

Stefan Zweig ismi ile Satranç adlı kitabını okuduktan sonra tanıştım, hem de ne tanışma! Sonra ardı arkası kesilmedi yazardan okuduğum eserlerin: Korku, Olağanüstü Bir Gece, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Amok Koşucusu, Yakıcı Sır ve diğerleri.. Bir anda en sevdiğim yazarlardan biri oldu Zweig, geç tanışıp çokça sevdiğim..

Ölümünden hemen önce tamamladığı Satranç kitabı yazarın da aslında son kitabı, belki de kariyerinin zirvesi. Bu öyküde psikolojik birikimini sonuna kadar kullandığı söylenir ustanın. Nitekim öyküyü okudukça karakterlerin derinine inmeye başlarsınız siz de. Ve gelsin bir dolu psikanaliz! Stefan Zweig’ın kendi naif ruhu gibidir karakterlerindeki naiflik ve yarattığı birçok roman kahramanı gibi kendisi de umutsuzluğun pençesine düşer. Nazilerden kaçan
1881 Avusturya doğumlu bir Yahudi ailenin çocuğudur Zweig. Birçok romanında Viyana’da geçen sahneler vardır. Kitapları yakılır, ülkesini terk etmek zorunda kalır. Önce İngiltere, ardından ABD ve son olarak da Güney Amerika’daki son durağı olan Brezilya’ya gider. Ancak savaş psikolojisinden hiç çıkamaz ve Avrupa’da cereyan eden insanlık dışı olaylar, faşizm, baskılar, insanların kötücüllüğü maalesef gittiği hiçbir yerde peşini bırakmaz. Ülkesinden uzakta da olsa, Avrupa’nın II. Dünya Savaşı sırasında aldığı derin yaralar yazarı umutsuzluğa sürükler. Hitler’in yeni düzeninin kalıcı olacağına dair duyduğu karamsarlık sebebiyle eşi Lotte ile birlikte Rio de Janeiro’daki evinde intihar eder.. Yazarın hayat hikayesini ilk okuduğumda, o dönemki yaşanan bunca acı, savaştan kaçıp uzakta da olsan kalbinde hala ülken için duyduğun üzüntünün asla geçmeyecek olması gerçekten sarsıcı oldu .. Böyle bir yazarın bu şekilde kaybı insanı derinden üzüyor..

Zweig’ın eserlerini biraz da hayat hikayesini bilerek okuduğunuzda daha fazla anlam kazanıyor bu açıdan. Satranç’a gelecek olursak, kitap New York’tan Buenos Aires’e giden bir yolcu gemisinde geçen ilginç bir satranç hikayesini anlatarak başlar, öykü içindeki karakterler üzerinden ustalıkla psikanaliz yapılır.

Hikaye isimsiz anlatıcının seyahat etmek üzere bindiği gemide, aynı zamanda ünlü bir satranç şampiyonu olduğunu öğrenmesi ile başlar. Dünya satranç şampiyonu olan karakterimiz Mirko Czentovic sadece satranca odaklı, tüm kültür ve düşünce sisteminden uzak, sığlığı içinde yüzen birisidir. Yazar içi boş olduğu halde, megalomanlık seviyesini zorlayan insanların psikolojisini ve basitliklerini öyle güzel anlatır ki, hayran olmamak elde değil.

“Böylesine boş bir kafanın bunca çabuk gelen bir ünden sarhoş olmaması düşünülebilir mi?”
“Banat’tan gelme bir köylü gencin, ansızın bir tahta üstünde birkaç taşı birazcık oraya buraya oynatmakla bütün köyünün odunculuktan ve en yorucu işlerden bir yılda kazandığını bir haftada kazanması durumunda kendini beğenmişlikten başının dönmemesi diye birşey olabilir mi? -en bomba kısmı başlıyor- Hem ayrıca, bu dünyada bir zamanlar bir Rembrandt’ın, bir Beethoven’ın , bir Dante’nin, bir Napoleon’un yaşadığı hakkında en ufak bilgisi bulunmayan birinin kendini büyük bir insan sayması son derece kolay değil midir? Bu gencin dünyaya kapalı beyninde bildiği tek şey, aylardan beri hiçbir satranç oyununu kaybetmemiş olduğu ve satrancın ve paranın dışında daha başka değerlerin de bulunduğunu bilmediğinden, kendine hayranlık duymak için her türlü nedeni var.”

Anlatıcımız Mirko ile iletişim kurmayı ve psikolojik olarak onun derinine inebilmek için ona yaklaşmayı öyle çok arzular ki, küçük bir plan yaparak gemideki satranç oynayan insanları bu tuzağa doğru gizlice çeker.

Satranç için, tıpkı aşkta olduğu gibi, bir partnerin varlığı şarttır ve ben o sırada gemide bizim dışımızda başkaca satrançseverlerin bulunup bulunmadıklarını bilmiyordum.

Mirko’nun nihayet dikkatini çeker , kendisini bir satranç partisine davet ederler ve olaylar bu noktadan sonra hızlanmaya başlar. Yenilgiyi hazmetme yeteneğinden yoksun Mcconner karakterinin dahil olduğu olaylar silsilesinde, birden sessiz bir oyuncu tüm gidişatı değiştirecektir.

Bir anda ortaya çıkıp, oynanan satranç oyununa oldukça çekinerek ve ürkek bir şekilde müdahale eden Dr.B, oyunda yaptığı hamleler ile herkesi hayrete düşürür ve isimsiz anlatıcımızın merakını cezbeder. Hitler döneminde toplama kamplarından tamamen farklı şekilde, bir otel odasında tecrite ve psikolojik işkenceye maruz kalan bir avukattır Dr.B. Tecrit sırasında yaşadığı yalnızlık ve hiçlik duygusunu öyle somut anlatır ki yazar, bir an kendinizi koyarsınız karakterin yerine ve yalnızca düşüncelerle başbaşa kalmanın ne kadar yakıcı olabileceğini hissedersiniz..

Bize hiçbir şey yapmadılar – sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.

Öteki sorgulamalar ne de olsa bir saat sonra son buluyordu, oysa bu ikincisi, içinde bulunduğum yalnızlığın alçakça işkencesi nedeniyle hiç bitmiyordu.

Bir yıl boyunca tamamen insanlardan tecrit edilerek Naziler tarafından beyinsel olarak işkence gören karakter, sorgulamalar sırasında bir fırsatını bularak çaldığı satranç kitabından öğrendiği şekilde satrancı kafasında oynamaya başlar. Yaşadığı travma sonucunda, satrancı beyninde karşılıklı oynayabilmek için iki farklı karakter geliştirmek zorunda kalıp şizofreniye ve histeriye doğru sürüklenir.

Yeryüzünde beni sorguya çekmeyen, bana acı vermeyen bir insan kalmış mıydı hala gerçekten?

Yaşanan baskının ve psikolojik savaşın insan üzerinde yaratabileceği etkileri Dr.B karakteri
üzerinden sarsıcı bir şekilde anlatıyor yazar. Stephan Zweig’ın bu karakterle kendi duygularını da anlattığını düşünenler çoğunlukta.

İntihar etmeden önce yazdığı son kitap olması sebebiyle de, Ahmet Cemal’in kitabın sonsozünde bahsettiği üzere “Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz, benim buna gücüm kalmadı…” diyen yazarın son günlerindeki ruh haline ışık tutan yegane eserdir..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s